Lider Olmak

0

Liderlik ya da lider olmak, günümüz dünyasında çok konuşulan, tartışılan, üzerine onlarca, yüzlerce kitap yazılan bir konu. Çok genç yaşta başladığım çalışma hayatımı yakından ilgilendirdiğine inandığımdan, çok okuyarak, çok düşünerek ve pek çok kaynağa başvurarak, “Lider”lik kavramının tam olarak ne olduğu ve ne olması gerektiği hakkında uzun ve etraflı araştırmalar yaptım.

“İyi bir lider nasıl olunur?” ya da “İyi bir lider kimdir?” sorularının pek çok yanıtı var. Fakat büyük bir bölümü aynı tarifi yapıyor. Onca araştırmamda, “Kendini bilmenin Rabbini bilmek olduğu, tam bir liderlik yaptığında başkalarına objektif, iyi niyetli ve sempati yüklü bir yaklaşım sergilenebileceği” ni söyleyen bir uyarı, bir öneri, bir not bulamadım.

“Lider kimdir?” sorusunu kendime çok sorup bulduğum ilk cevap ya da ilk adım ise, “Kendini tanı. Hem de çok iyi tanı” olmuştur. Bir insan kendini doğru kavrar, kendi doğasını doğru bilebilirse, yeteneklerinin, zaaflarının, güçlü yanının ve gücünün sınırlarının nerede, ne zaman son bulduğunu mantık düzeyinde tespit edebilmişse “Lider”lik yapması da o denli kolaydır. Hatta böyle bir kişi için “Doğuştan lider” diyebiliriz.

Gerçek bir lider psikologdur, insanları iyi tanır, onlara baktığında iç dünyalarını adeta okur. Yeniliğe açıktır ve kültürlüdür. En yakınında akıllı, dürüst, okuyan ve çalışkan insanlar olmasına dikkat eder ve seçimini bu yönde kullanır. Seçkin yazarların önemli kitaplarını okur. İyi bir lider kitapsız yaşayamaz. Kısa, net ve doğru notlar alır. Her gece ertesi gün için aldığı notlarla, kimlerle neyi görüşeceğini, ne zaman ne konuşacağını belli bir sistemle özetler. Bu, onun bir nevi pusulası, akıl defteridir.

Gerçek bir lider heyecanlıdır ve heyecanında samimidir. Bu heyecanını çevresine rahatlıkla aktarır ya da yansıtır. Zamanı çok iyi kullanır ve çevresindeki insanların da bunu öğrenmesini sağlar. Misyonunu yaşatmak, hedefe ulaşmak adına daima iyi bir örnektir. Pozitiftir, çözüm üretir, insanların kusurlarını gidermede yardımcı olur. Disiplinlidir, sabırlıdır, empati duyma yeteneği gelişmiştir.

Gerçek bir lider aynı zamanda filozoftur. Düşünmeyi, sentez ve antitez yapmayı iyi bilir. İyi bir öğretmendir. Davranışlarının sözlerinden daha etkili olacağını bilerek, örnek olmayı sergilemekten kaçınmaz. Fırsatları değerlendirir. Günlük yaşamı bir futbol maçı hatta Dünya Kupası Final Maçı gibidir. Bu finalin bir teknik direktörü dikkatiyle takımını izler. Performanslarını, çalışmalarını gözlemler ve yönlendirir. Maçtaki olağan ve ani gelişmelere göre yeni, doğru ve rakibi şaşırtıcı taktikleri oluşturur ve anında uygulatır.

Başarıya yönelik bir çevre-örgüt-personel kültürü oluşturur. İnsanların iyi ve doğru yönlerini, kelimeler ve davranışlarla, onları şımartmadan ifade eder. Gerçek bir lider iletişime açıktır. Ekip çalışmasını dikkatle yönetir ve yetki verdikleri tarafından yönetilmesini sağlar. Yetkiyi delege eder, kontrolü de elden bırakmaz. İşler iyi gittiği zaman da kontrolü gevşetmez.

Lider cesurdur. Onları bekleyen en büyük tehlike, başarısız durum ve sonuçlarda inkar yoluna sapmaktır ve mümkün olduğunca başkalarını suçlamaktır. Bu içgüdüseldir. İşte burada cesaret çok önemlidir ve böyle durumlarda tam bir tarafsızlık sergileyebilmelidir. Her şey, her düşünce, her eylem, her karar insanla başlar, insanla biter. Lider bu gerçeği bilerek, baskı altında bile kontrolünü kaybetmez ve tutarlı davranır.

Bütün bu saptadığım ve saydığım özellikler, bir liderin yöneteceği kişi ya da ekiplere ne denli egemenlik sağlayacağının, sevk ve idarede nasıl rahat ve bilinçli davranacağının bilgili, dengeli ve kültürlü bir yönetici olabileceğinin somut kavramlarıdır. Bu kavramlara ulaşabilmek, daha doğrusu gerçek bir lider gibi davranabilmek için bazı “İnsan olma” özelliklerinin de var olma gerçeğini göz ardı etmememiz gerekiyor.

Gerçek bir lider her şeyden önce kibirden uzak durur. Alçak gönüllü olmak, insanlara “En olmaz” gibi görünenleri bile kolayca yapmaya sevk eder. Ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, çevresinden de yeni bilgiler edinmeye daima açıktır. Onlarla ilgilenmek ve onları dinlemek, üzerlerinde yaratacağı etkiyi artıracağı gibi alçak gönüllüğünün de en iyi ifadesidir.

Gerçek bir lider, işlerinin çok yoğun olduğu zamanlarda bile, yaşamını renklendiren, dinlendiren ve mutlu eden uğraşılardan, hobilerden uzak durmaz. Spor yapmak, resim çizmek, fotoğraf çekmek, konser izlemek, tiyatroya gitmek, balığa çıkmak gibi heyecanlandıran ya da dinlendiren etkinlikler hem kişiyi geleceklere karşı motive eder, güçlendirir hem de çevresindekileri aynı heyecana ortak eder.

Verdiği sözden dönmemek de doğrudan bir insani davranıştır ve “İnsan şerefi” olarak adlandırılır. Lider verdiği sözden her türlü şart altında bile dönmemeyi şeref addeder. “Lider, önemli yazarların önemli kitaplarını okumalıdır,” demiştim. Bu konuda dünyaya liderlik yapmış çok önemli insanların hayat hikâyelerini okumak bu uğraşı içinde çok fazla ve önemli bir yer tutmalıdır. Gerçek bir lider, okuyup öğrendiği lider insanlardan örnek alır ama onları taklit etmez. İşte, “Kendini tanı” deyişimin de ne kadar önemli olduğunun bir başka işareti.

Hayatın, sevgi ve verme üzerine kurulduğunu sık sık söyler ve yazarım. Yöneticilik ile liderlik birbirine karıştırılmamalıdır. Yöneticilik öğrenilebilir, liderlik ise insanın doğasında var olan yetenek, güç ve atılım kapasitesidir. O halde sevmek ve vermek gibi çok önemli bu iki vasfın bir liderde bulunması gerektiğini, daha doğrusu doğal olarak bulunacağı gerçeğini de hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor sanırım. Tıpkı, ABD Başkanı Harry S. Truman’ın “Büyük lider denen kişinin, insanlara yapmak istemedikleri şeyi yaptırıp, onu sevdiren kişi olduğunu öğrendim,” deyişindeki gibi…

 

Paylas

Konuya Yorum Ekleyin